inovasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
inovasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2013 Cumartesi

İdeal İş Yerleri Neler Yapıyor ?


İdeal olabilmek için benzerlerinden farklı ve daha tatminkar olabilmelisin. Benzerlerin ve rakiplerin ne yapıyorsa sen daha iyisini yapabilmelisin. 
İdeal iş yeri kavramını, çalışan tarafından değerlendirelim. Nitekim İnsan Kaynaklarında 2 büyük handikap vardır.
1- Asla en iyi performans yönetimi uygulanamaz.
2- Asla çalışan bağlılığı hakkında kesin sonuçlar alınamaz.

Gayem, nasıl ideal iş yeri olunur yerine, olanlar neler yapmış bunları belirlemek. Velhasıl çoğu sistem ve her çalışanın isteklerini karşılamıyor. Yani neyin uygulandığının yanı sıra nasıl uyguladığı da önemli. Bir iş yeri çalışanlara her türlü sosyal imkanları tanıyor. Kapsamlı özel sigorta, Motivasyon tatilleri, şirket yemekleri ve hatta dolgun maaş. Fakat çalışanlar yine tatmin olmuyor. Tercih edilen iş yerlerinde neler istenebilir diye sorsak muhtemelen çoğu kişi yukarıdaki uygulamaları söyleyecektir. Fakat bu iş yerinde ters giden bir şeyler var. Belki kültür, belki de heyecan. Bu kadar karmaşık bir konu olan çalışan bağlılığı ne derece sağlanabilir veya böyle bir olay mümkün mü?

Algı Yönetimi
İnsan beşer, şaşar. Bir elin parmakları bile bir değilken nasıl olur da tüm insanların orta yolunu bulabilirsin? Herkesin iş yapısı ve algısı farklıdır. Bu bağlamda herkesin bir olmasını beklemek kulağa çok ütopik geliyor. O zaman kendi oyununu kuracaksın. Yani bir olguya dair farklı sonuçlar alıyorsan bu bireylerin olgu karşısında gösterecekleri tepkiye ve algı farkına delalettir. Peki algı yönetimi ne demek biliyor musun? En kısa zamanda üst ve orta düzey yöneticilerinizin bu eğitimi almalarını tavsiye ederim. Bireyler mutlu olmanın karşıdan kaynaklandığını düşünür. Bilinç altına yerleşmiş bir kodlama dır. Peki gerçekten öyle mi? Pek sayılmaz. En azından bizi, iş yerinde mutluluk kaynağı olarak görmeleri sorun yaratmaz. Demek ki işe biraz da eğlenceli insanları almak gerekiyor. Bunun ayrımı işe alım sorumlusuna kriterleri veren departman yöneticisinin elinde. Herkes tek tip olursa sıkıcı bir ortamda çalışmak bir müddet sonra bunaltacaktır. İş yeri biraz da renkli olmalıdır. İşin yapısına bağlı çeşitli bireylerin olduğu bir yerde nefes alan bir ortam tesis edilmiş olur. Ki her şey iş demek değildir!

Ücret mi? Ayrıcalık mı? 
Konuya uzak veya kafa yormamış her çalışan ve yönetici konuyu ücrete bağlar ve maliyet devreye girer sonra vazgeçilir. Esas mesele ücret değildir aslında. Yapılan araştırmalar da ücret sektörel ortalama ise bağlılık da öncelik başka konulara kayar. Prof Dr Türker Baş bu konuda yaptığı araştırma da şu ilginç sonuca ulaşmış. Bağlılık ve ideal iş yeri kavramında ücret 4. ve yahut 5. Sırada yer alırken, kariyer haritası, iş yeri imajı ve yan haklar daha ön plandadır. Nitekim çalışan bağlılığı konusunda bir program hazırlıyorsak profesyonel bir danışmanlık hizmeti almakta yarar var. Ayrıca program esnasında çeşitli anketler ile çalışan geri bildirimleri de önemlidir.
GOOGLE İSRAİL

Çalışanlar İş yerinden ne ister? 
Çocuğu varsa kreş, ilgili ise sinema ve maç bileti, öğrenciye yüksek lisans İmkanı, konferans, eğitim, sosyal imkanlar… liste gayet uzatılabilir ve her bireye göre değişen niteliktedir. Bu kadar değişkenin hepsinin aynı yerde olması mümkün değildir. Fakat çoğu yapılabilir. Şirketler kar odaklı yapıya sahip oldukları için her yapılanmada maliyetler gözetilerek kararlar verilir. Hatta çoğu kurum uzun vadeli planlardan maliyet gerekçesiyle vazgeçer. Asıl sorun fayda hesabını yapamamak ve öngörülü olmamaktır. Kurumların eğitim bütçeleri ve Kalkınma planları kısa vadede kar getirmeye odaklı dır. Kar yoksa neden para harcansın ki? Bu sebeple sosyal sorumluluk projeleri ya yapılmaz yada reklam için yapılır.

Buradan anlayacağınız üzere tercih edilen kurum olabilmenin esasında öngörülü olmak ta vardır. Birey kendine eğitim, gelişim, kariyer ve tatminkar bir maaş veren kurumda çalışmak ister. Bireyler, çalışanına değer veren bir kurumda gelecek düşünebilir. En verimli Çağlarını, kıymet bilen bir kurumda geçirmek ister. Boşa kürek çekmek istemez.

Kurumun imajı çok önemli
Çalıştığı kurum, kişinin aynasıdır. Nerede çalışıyorsun sorusuna gururla söyleyeceği bir kurum olmasını ister. Her alanda sözü geçen ve marka değeri yüksek bir kurum, tercih edilen kurumların başında gelir. Sosyal sorumluluk alanında kendini adamış ve toplumsal bilince ulaşmış bir yapının, çalışana katacağı bir değer var. Her birey bu tip bir organizasyonun içinde yer almak ister.

Sektörde öncü, inovasyona değer veren, cesur ve akılcı yatırımlar yapan şirketlerin ideal olması kaçınılmazdır. Şirketin her ayağı, konusunda yetkin insanlardan oluşmalı. Pazarlamadan muhasebeye. Tepe yönetimden en alt kademeye kadar delegasyonun yetkinlik bazlı yapılıyor olması lazım. Terfi ve rotasyonlar da torpil yerine kalifiye gayesi Güdülmesi lazım. Yönetim kadrosunun şirket ve çalışanlarla aynı havayı soluyor olması lazım. Her yöneticinin kendine has lider olması ve kurumun bu ölçüde yeni yeteneklere yatırım yapıyor olması lazım. Bu şekilde güçlü bir organizasyon oluşturulur ve tercih sebebi olunur.
YAHOO OFİS

Kurum Kültürü
Kurumun kültürü organizasyonu temsil etmeli. Organizasyona güç vermeli. Kurum içi görev alan her birey kazan/kazan mantığıyla hem kuruma hem kendine bir şeyler katabilmeli. Demek ki kurum Kültürü heyecan taşımalıdır. Bu sayede bireyler aldıkları görev ve sorumluluklar ile kendini geliştirirken kurumun da gelişmesine yardımcı olmaktadır.

Ayrıca bu durumu etkileyen önemli sayılabilecek konulardan biri de tesisleşme dir. Bu da şirket binasının bina yapısı, merkezi ve ulaşılabilir konumu, iç ve dış dekorasyonu, havalandırma, toplantı ve eğlence odaları, kütüphanesi, kafe, Bahçe ve otoparkı kapsayan fiziksel yaşam alanlarıdır. Genelde tercih edilen kurumları incelediğimizde gözümüze çarpan renkli ayrıntılar bunlar.

Büyük resme bakarsak, bir şirketin en önemli değerleri; stratejik iş gücü, çalışanları ve kültürü dür. Tamamen ideal olabilmek, her alanda nefes alan canlı bir organizmayı doğru besleme, spor yaptırma ve zihin geliştirme den başlar. Çalışan ve müşteri geri bildirimlerine önem veren, kurum içi demokrasiyi sağlamış ve sektöründe başarı hedeflenmiş bir organizasyon elbette çoğu birey tarafından tercih edilen olacaktır.

GOOGLE MAVİ YAKAYA ÖZEL RENKLİ ALAN

23 Kasım 2013 Cumartesi

Üretim ve Hizmette Kalite Felsefesi Hakkında

Kalite, bir ürün veya hizmete; “belirli ölçütler de olması gereken” anlamı katar. Bir ürün veya hizmetin kaliteli olması, onu diğerlerinden ayıran olumlu yönleri olduğu gibi dayanıklılık, haz, tatmin ve hak ediş bakımından da doygun olması anlamına da gelir. Kurum olarak bakıldığında kalitenin kelime anlamı; “müşteri isteklerine cevap verebilmektir”. Fakat İhtiyaçlarına cevap verebilmek değil. İhtiyaç ve istek farklı noktalar da dururlar. İhtiyaç su içmek olurken, istek cam şişeden su içmek diye örnekleyebiliriz. Suyu temin etmeyi normal bir üretim olarak düşünürsek, cam şişede su temin etmek kaliteli bir üretimdir.

Kronolojik Kalite Algısı ve Yönetim Şeması

Kalitenin sektörler arasındaki değerlerini konu edeceğim. Yani sektörel olarak bakıldığında, hizmet sektörünün kaliteye cevap verebilmesi ve ya kalite de istikrar yaratabilmesi pek mümkün olamazken üretim sektöründe standart oluşturulabiliyor. Mesela bir ürünün dayanıklılığı ve ergonomik olması kaliteli olması anlamına gelirken burada standartları koruyabilmek mümkündür. Miele beyaz eşya markasının kaliteli olması, çamaşır makinesinin kapağından tavana asılması ve herhangi bir zedelenme olmamasıyla ilişkilendirilebilir. Kalitenin dayanıklılık açısından değeridir budur. Ve ya Volvo araç markasının, emniyet kemeri takılı iken karıştığı hiçbir kaza da içindekilerin ölmemesi de kalitedir. Bu da kalitenin güvenlik açısından değeridir.

Kalite her bireyin farklı yorumlayabileceği bir terimdir. Firmaların birbiri ile bu anlam da yarışmalarının verdiği izlenim, aslında kalite odaklı olmanın markaya katacağı olumlu izlenimdir. Kalitenin az veya çok olarak tanımlanması ne derece doğrudur. Bir ürün kaliteli ve ya değildir. Buradan yola çıkıldığında kaliteli bir ürünün daha kaliteli olabilmesi imkansız dır. Bir telefonun 10 metre yükseklikten düştüğünde kırılmaması dayanıklılık boyutunda kalitelidir. Ve siz bu ürünü 20 metreden düştüğünde de kırılmaz hale getirmek için çabalarsanız bu hamleniz onu daha kaliteli hale getirmek yerine, fark oluşturma anlamına gelir. Daha basit bir örnekle açıklayayım: 400 metreyi 70 saniyede koşmak kalite ise, 400 metreyi 60 saniyede koşmak sadece farktır. 

Üretim sektörü hizmet sektörüne nazaran kalite konusunda biraz daha şanslıdır. Gerek üretim standartları gerekse de üretim koşulları gereği kalitenin hedeflenmesi ve bu hedef doğrultusunda belirli bir plan yapılması mümkündür. Fakat hizmet için aynı şeyler geçerli olmuyor. Hizmet esasına bakıldığında çeşitli segmentlere bölündüğünden dolayı standart düzen oluşmuyor. Bireylerin hizmette kalite esasları ve değişkenler çoğaldığı için her hizmetin birbiri ile aynı olması beklenemez. Kıyaslama ne derece doğru işler tartışılabilir.

Hizmette kalite nasıl icra edilir ?
Hizmet karşılığında standart hazza sahip olunamayan algılayan ve uygulayan tarafından çeşitli koşullarda farklı sonuçlar alınabilen bir durumdur. Bu anlamda bakıldığında kaliteyi nasıl oluşturulabileceği bir muamma oluyor. Yani çağrı merkezi personelinin kaliteli hizmetten anladığı şey nedir. Mesainin ilk saatlerinde yaptığı görüşmeler ve son saatlerinde yaptığı görüşmeler arasında farklılıklar oluşur. Hatta hizmeti sağladığı kişilerin tepkileri bile onun standardını koruyamamasını sağlarken burada kaliteli hizmet anlayışı nasıl güdülebilir? Her hizmet sektörünün handikabı da budur aslında. Hizmette standart olmadığı için kalitenin ucu açık hale gelmesi ve herkesin farklı yorumlayabileceği bir halde durması hoş bir görüntü değildir. Pek çoğunuz şikayetvar.com isimli siteye  girmişsinizdir. Şimdi orada baktığımızda en çok şikayet alan firma mı kalitesiz, yoksa şikayetlere en çok cevap veren firma mı kaliteli. Bakın bunun ayrımına siz bile karar veremiyorsunuz. Koşullara göre, şikayete göre değişir diyorsunuz. Doğru ya standart olmadan nasıl değerlendirileceğiz.
 
HILTON


Hizmet alanında ilk akla turizm sektörü gelmektedir. Turizm denince otel ve otel denince de akla Hilton gelir. Peki Hiltonu, Hilton yapan nedir. Yani Honolulu da ki Otel ile londra da ki Oteli eşit kılan çalışanları mı ? Hiç sanmıyorum. İşte Hiltonun kendi kalite politikası. Kendi politikalarını oluşturarak farklı bir marka konsepti oluşturdu. İsminde huzur, güven, lüks gibi detayları işledi. Bu da sektöre kendi adıyla anılan bir kalite segmenti getirdi. Artık rakipleri hilton kalitesine ulaşmak için çabalayacaktı. Hilton kalitesi çığır açarak sektör dışında da kendisine karşılık buldu. Mesela otobüsler de bulunan yedek şoför bölümlerinin camlarında rahat olduğunu ima etmek amacıyla Hilton (*****) yazar. Bu isimle anılan bir lavabo tipi de vardır. Bu sayede hizmette kalite denince akla Hilton geliyor. Yine aynı doğrultuda, dünya genelinde 4000. otelini açıyor. Çalışan her birey, bu ismi göğsünde taşıdığı ve üniformasını giydiği için Hiltona karşı kendisini sorumlu hissediyor. 

Hizmet sektöründe kaliteyi oturtmak ve belirli standartlara bürünmek kolay değil. İnsan çeşitliliği ile oluşturulan biyolojik mekanizmaların aynı standardı koruması mümkün olamaz. fakat makineleşmiş ve sanayileşmiş üretim guruplarında belirli bir standart yakalanabilir bu sayede kaliteyi ölçü olarak kullanabiliriz.

Kalite hakkında bu kadar şey yazdıktan sonra, konuyu ehline yani Kalite Derneğine getiriyorum. Onlar her sektör ve her marka için kalite tanımlaması yapabilecek bilgi, tecrübe ve kıstaslara sahipler. Bu doğrultuda EFQM Mükemmellik Modelleri var ve bu alanda geleneksel Kalite de mükemmellik ödül töreni düzenliyorlar. 

Ürün ve hizmetler de kalite ararken koşuşturmada unuttuğumuz, ve asıl sahip olmamız gereken şey Yaşam Kalitemizdir. Münferit prensiplerinizin ve Yaşam Kalitenizin daim olması için çabalayın. Çünkü Kalite, mutluluk ve güven getirir.
 
Kal Der Kalite de Mükemmellik Ödül Töreni


19 Kasım 2013 Salı

İnovatif Nefes Alabilmek Hakkında

Kurumun öz kaynakları yani çalışanı kullanılarak oluşturulan bir inovasyon ekibinden bahsediyorum. Bunun örgütlenmesi kurum içerisinde basit gibi görünse de, zorlu bir ekip oluşturma sürecine tabidir.

Yani kurumun çeşitli departmanlarından belirli kişiler in gönüllü olarak katılacağı bir ekibe işaret ediyorum. İlk başlarda biraz sıkıcı gelecektir. Velhasıl sistem oturdukça öneriler sırayla tartışılmaya başlanacak. Nitekim güzel görüşler kabul edilecek. Ve uygulanmaya başlanacaktır.
Kipaş firmasının İnovasyonu tanıtıcı kurum afişi

Tabi işe koyulmadan önce inovasyon kavramını tanımak gerekli. Net bir anlam oluşmasa da, diğer tanımlar dan esinlenerek kendimce bir anlam oluşturdum. İnovasyon; var olan veyahut yeni bir oluşumun pratikte yarar sağlayan kullanılabilir bir hizmet veya materyale dönüştürülmesi işlemidir. Bu sayede "fayda-hız, fayda-kalite ve fayda-kolaylık" gibi formüller geliştirdim. Bir köye baraj yapılması değil, barajda biriken suyun evlere boru döşenerek dağıtılması işlemidir inovasyon.

Genel kanı aksine inovasyon, icat yapmak- mucitlik gibi anlamlar taşımaz. Olmayan bir şey icat edilirken, var olan bir şeyin geliştirme, Basitleştirme ve pratik hale getirmek inovatif harekettir. İnovasyon normal göz ile olmaz. Ruh ile elde edilir . Çünkü insanlar bakar, fakat göremez. Yaratıcı bir görüşe sahip olmak gerekir.

Üzerine çeşitli konferanslar düzenlenen bu akım tüm dünyayı sarmış ve ortak akıl olarak bu ideolojiyi sahiplenmek gerektiği fikri yaygınlaşmıştır. Yalnızca global şirketler de değil, günümüzde kobiler, üniversiteler ve sosyal oluşumlarda da adından söz ettirmektedir. Hatta çocukları bu konuda teşvik etmek gayesiyle 2006 yılında Dünya Bankası desteğiyle Türkiye de bir proje gerçekleştirilmiş. "Eski Köye Yeni Adet Getirme" 

Peki Kurumlar ne anlıyor bu İnovasyon dan?

İnnoViko Kapsamında Tasarlanan
Viki maskotu
Kurumları incelersek, kültürlerin de “geleneklerine bağlı ve çağın gereklerine uygun, geleceğe hazır” ibareleri yer alır. Bu husus ta geleceğe hazırlanma sürecidir inovatif girişim. Örnek olarak Viko firmasını gösterirsek eğer, “innoviko” isminde bir girişimleri olduğunu iletmek gerekir öncelikle. Burada yapılan şey kurum içerisinde her kademeden çalışanın temsil edildiği bir geliştirme meclisi var. Burada kurumun geleceğine, yine kurumun çalışanlarının inovatif fikirleri doğrultusunda karar alan bir mekanizma üretmişler. "Vi fikrim var" olgusu, takdir ve tanıma sisteminden beslenmektedir. Bu yaklaşımlarından ötürü Peryön Kongre de kendilerine "Yenilikçilik ve İnovasyon Kültürü Yaratma Başarı Ödülü" layık görülmüştür.

Kurumların bazıları inovasyona anlam yükleyerek, girişimlerde bulunup çalışanları da bu maceraya ortak ediyor. Kurumun konuya hassasiyeti, sürdürülebilir ve geliştirilen projeler de büyük önem arz eder.

Tarihte aklıma gelen en önemli inovatif projeler den birisi de M.Ö. 52 tarihinde büyük Roma imparatoru Gaius Julius Caesar (Sezar) tarafından savaş halindeyken aklına gelip, hayata geçirilmiştir. Sezar, Galyalıların Alesia Kuşatması kalenin ve kuşatma ordusunun etrafına yaptırdığı surlar dır. Bu sayede kaledekilerin dışarı çıkmalarını engellediği gibi arkadan müttefikler tarafından kuşatılmak tan korunmuş tur. 

İnovasyon kelimesini bulunduğumuz yıllarda tanıma amaçlı kullansak ta yakın bir gelecekte daha sık ve uygulamalı olarak kullanacağız. Her bireyin fark yaratıp, fikir üreten bir zincirin halkası gerçeği geliştikçe kurumların inovatif takımları da çoğalacaktır.

İş ve özel yaşamınızda sıkça uygulayacağınız inovatif girişim ve fikirleriniz olduğu sürece “Hayat Size Güzel”

İnovatif Tasarım Örneği
Topuğu Ayarlanabilen Ayakkabı